| ||||||
|
||||||
|
| 07-08-2009 07:41 ÖS | Düzenleyen SAMYELI571 08-08-2009 03:57 ÖÖ | ||
Mesaj Sayısı: 65 Katılım Tarihi: 02.08.09 Yaş : 3 ![]()
| ||
|
Sabır, hayatımızda karşılaştığımız her türlü acı ve zorluklara karşı dayanma gücüdür Bir felaket veya bela ile karşı karşıya kaldığımızda feryat etmeyip kadere taş atmadan, her şeyin Allahtan geldiğinin bilinci ile bu sıkıntıya sonuna kadar tahammül gösterebilmeliyiz... Efendimiz, kabir ziyaretlerinde cahiliye devrine ait bazı âdetlerin devam ettirildiğini görünce, müminleri mezarlara gitmekten men etmişti. Fakat daha sonra bu yasağı kaldırdı ve Ben, sizi kabir ziyaretlerinden men etmiştim. Bundan böyle kabirleri ziyaret edin; (Buhârî, İman, 37) buyurarak, kabir ziyaretini teşvik etmişlerdi. Çünkü insanları gafletten kurtaracak en tesirli nasihat kabirlerde saklıdır. Zaten Efendimiz de sık sık kabir ziyaretinde bulunur ve her hafta hiç olmazsa bir kere Uhud şehidlerini ziyaret ederdi. Allah Resulü, kabir ziyaretlerinden birinde, bir kadının evladının kabri başında, feryad u figan edip ağladığını, üstünü başını yırtıp uygunsuz sözler söylemekte olduğunu gördü ve kadına yaklaşarak nasihat etmek istedi. Kadın, Efendimizi tanımıyordu. ;Git başımdan dedi, ;Sen benim başıma gelenleri bilmiyorsun; Efendimiz de hiçbir şey söylemeden kadının yanından ayrıldı. Orada bulunanlar, kadına Onun Allah Resûlü olduğunu söyleyince, kadın daha müthiş bir sarsıntı ile sarsıldı. Çünkü bilmeden Allah Resûlüne karşı saygısızlık etmişti. Koşarak Efendimiz;in evine geldi. Kapıyı vurmadan içeriye girdi, Efendimiz;den özür diledi. Allah Resûlü de ona şöyle dedi: ;Sabır, musibetin ilk şokunu yediğin zamandır; Allah Resûlü, şu dört kelimelik ifadesiyle, ciltlerle ancak anlatılabilecek bir meseleyi, mucizevî bir belagatla anlatmış oluyordu. SABIRLI OL, AMA NASIL? Sabır kelimesiyle sabir adıyla bilinen bir bitki çeşidi, aynı kökten gelen kelimelerdir. Sabir otunun zehir gibi acı olduğu söylenir. Tıpta ilaç sanayinde de kullanılmaktır. İşte sabır, bu sabir otunu yutmak kadar acıdır. Ancak bu acılık, işin başlangıcı itibariyledir. Neticesi her zaman tatlı olmuştur. Sabretme, dişini sıkma, dayanma, sarsılmama, irkilmeme, irade felcine uğramama, her gün zehir-zemberek hâdiseleri sineye çekme ve dayanma elbette kolay bir iş değildir. Ancak bütün bunlar ilk musibet şoku anında yapılmalıdır. Çünkü yer değiştirme, başka bir vaziyete intikal etme, psikolojik olarak her zaman insanın ruh hâletinde değişiklik meydana getirir ve onu sarsan hâdiseleri unutturur. Diyelim ki, başımıza bir musibet geldi. İlk bakışta, bu musibete dayanabilmemiz mümkün değil gibi... Hemen bu şoku atlatmanın çaresine bakmalıyız. Bu da ya bulunduğumuz durumu değiştirerek ki ayakta isek oturarak, oturuyorsak yatarak veya yapmakta olduğumuz işin keyfiyetini değiştirerek. Meselâ, abdest alarak, namaz kılarak veya en azından konuştuğumuz mevzudan uzaklaşarak veyahut da bulunduğumuz mekândan ayrılıp başka bir atmosfere sığınmakla olur. Bazen de bir nebze uyumak, şoku atlatmamıza yetebilir. Hangi şekilde olursa olsun, hâl, durum veya mekânda yapılan bu değişiklikler, şokun tesirini kırar ve tahammül edilemez gibi görünen musibeti az dahi olsa hafifleştirir. SABRIN SONU SELAMET Sabır, ibadetlere devam etme hususunda da çok lüzumludur. İlk anda, yeni namaza başlayan bir insan için, bu ibadet çok ağır gelebilir fakat biraz sabreder de ruhu namazla bütünleşirse artık bir vakit namazı kılamama, o insan için dünyanın en büyük ızdırabı hâline gelir. Her musibetin kendine göre bir şoku vardır. O atlatıldığı zaman, musibet rahmete, elemler lezzete, dertler de zevke dönüşür. Böyle bir sinede artık ızdırap dinmiş, yerini sonsuz bir neşeye terk etmiştir. Ancak bütün bunlar, ilk şok anının başarıyla atlatılmasına bağlıdır. |
| 13-08-2009 05:20 ÖÖ | ||
Mesaj Sayısı: 346 Katılım Tarihi: 01.08.09
| ||
|
Bedende baş ne ise, imanda da sabır aynıdır. Başsız beden olmayacağı gibi, sabırsız da iman olamaz. (Hz. Ali r.a.) Eline sağlık SAMYELI571 çok güzel bir paylaşım. |










