Muslumans | İslami Sohbet | İslami Chat | İslami Radyo » Serbest Kürsü » Serbest Köşe
Bir Namazlık Saltanat...
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

07-08-2009 05:58 ÖÖ
Mesaj Sayısı: 42
Katılım Tarihi: 31.07.09
Konum: "O" Bir öLüden Farksız!!!
Yaş : 26
Kullanıcı Avatarı Lost
General Member
Super Yönetici
  Bir Namazlık Saltanat...



Benim mi Allah(c.c.)ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?”



“ Neylersin ölüm herkesin başında.



Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.”



İnsan belli bir zaman sonra kabulleniyor yaşlandığını. Çünkü geriye dönüşü yoktur bu yolculuğun. Albümdeki resimleri ve Haşim’in güneş rengi bir yığın yaprak olarak nitelendirdiği anıları saymazsak gençliğimize dair elimizde hiçbir delil yoktur. Yaşamın bu safhasında elde var hüzün. Bunun sağlamasını da yapsanız çıkacağı budur.



Cahit Sıtkı'nın dediği gibi ölüm herkesin kapısını çalacak. En enteresan olanı da ne zaman çalacağının belli olmaması. Aslında böylesi daha iyi bence. Ölümün vakti belli olsaydı hayat acı bir lokma gibi boğazımızda düğümlenirdi. Oysa şimdi yaşlısı, da genci de ölümü hem uzaklarda hem de çok yakında görüyor. Azrail hiç ummadığınız bir anda kapınızı çalıp emaneti geri istiyor. Bu noktadan sonra sizin rızanız sorulmuyor. Teslim oluyorsunuz bu davetsiz misafire..



Dünyada size değer verenler de, vermeyenler de taht misali o musalla taşında ellerini bağlayıp size olan saygılarını ifade ederek saltanatınızı ilan ediyorlar. Fakat bu sultanlığın ömrü iki rekâtlık bir namazın süresinden öteye gitmiyor. Birkaç dakikalık saltanat cemaatin iki tarafa selâm vermesiyle son buluyor. Bir kelebeğin ömründen çok daha kısa olan böyle bir saltanatı neyleyim. Saltanatın uhrevî hayatında da ebedî olmasını istiyorsan dünyada Hakk’a karşı köle olmasını bilmeli ve onun rızası üzere yaşamalısın..!



Ölümün ne zaman ne şekilde geleceği belli değil. Onun için Resulullah Efendimiz (s.a.v) “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” diyor. Bu demektir ki dünya ile ahiret hazırlığını dengeli yürütmemiz lâzımdır. Ecel her an gelmeye hazır… Ömür ne bir dakika uzatılabilir, ne de bir dakika kısaltılabilir. Nerede, hangi sebeple öleceğimiz levh-i mahfuzda yazılıdır. Bununla ilgili olarak anlatılan bir kıssa vardır. Bunu ilginç olması hasebiyle sizlerle paylaşmak istiyorum:



“Hazret-i Süleyman Aleyhisselam'ın yanında bir zat oturuyordu. Ölüm meleği geldi ve o kimseye öyle bir baktı ki, kendisine korku ve ürperme geldi. Bu gelenin kim olduğunu Süleyman Aleyhisselam’dan sordu. Ve ölüm meleği olduğunu öğrenince:
‘Ey Allah(c.c.)’ın peygamberi, ben ondan çok korktum. Beni Çin’e gönder de, ondan uzakta olayım.’ dedi.



Hazret-i Süleyman Aleyhisselam, rüzgâra emrederek o kimseyi Çin’e gönderdi. Biraz sonra ölüm meleği tekrar yanına geldi ve Süleyman Aleyhisselam ölüm meleğine sordu:



‘Biraz önce buraya geldin baktın ve gittin. Bu meraklı bakış ve aniden gidişinin sebebi neydi?’
Ölüm meleği cevap verdi: ‘Burada yanınızda oturan bir kimsenin, ruhunu Çin’de almakla emrolundum. Hâlbuki onu sizin yanınızda Kudüs’te görünce gayet şaşırdım ve hayret ettim. Oysa o kimse sizden Çin’e gönderilmesini istedi ve siz de bu isteği kabul ederek onu Çin’e gönderdiniz. Böylece ben de aldığım emir gereğince Çin’e giderek onun ruhunu aldım.’”



Bir namazlık saltanatımızın olduğunu aklımızdan çıkarmayalım..!

Seçenekler
Atlanilacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
Bulutlar
8 sağlık efsanesi...   En güzel Kabe Res...   Kelime oyunu   Allah Seni Toplasın!   Elif-Be-Te-Se....
Esmaül Hüsna   Mekanların Güzelliği   Teyemmüm   İtikadi Mezhebler   Namaz
Muslumans Canlı Radyo
web siteleri